İletişim ama Nasıl?

Brev

İnternetten önce ya mektup yazılırdı, ya telefon edilirdi ya da konuşmak istenen kişinin evine gidip kapısı çalınırdı. Bugün mail var, facebook var, chatt, Skype, twitter, mms, instagram, facetime ve sms var. Tiryakileri bunu “cep” devrimi olarak tanımlıyor. Ancak herkes bu kadar hevesli mi bu yeni oyun kurallarına?

İT firması Cisco’nun yaptığı bir araştırmaya göre, smartphono kullananların %75’i bunu yatakta kullanıyor. Her on kişiden altısı, cep telefonuna düzenli olarak bakmak “zorunda” olduğunu ifade ediyor. Cep telefonu bizle birlikte her yerde!

Kamouyu araştırmaları yapan kurum Novus’a göre, her iki kişiden biri tuvalete telefonla giriyor. Böylece mikrokock, stafylokock ve diğer bir sürü küçük yaratığın tuşları ve ekranı mekan tutmasını sağlıyoruz.

Cep telefonları nerdeyse kimliğimizin bir uzantısı haline gelmiş durumda. Öyle ki, cep telefonumuzu düşürdüğümüzü fark etmemiz ortalama 20 dakika alırken, cüzdanımızı kaybettiğimizi en az üç saat sonra anlıyoruz.

Cep telefonunun hayatımıza girmesiyle birlikte gösterdiğimiz davranış değişikliklerden biri de eskiye oranla daha az telefon etmemiz. Konuşmak yerine mesaj “atıyoruz”. Bu kısa ve anlaşılmayacak kadar kısaltılmış metin iletişimi facebook ve twitterde de hızla gelişiyor.

Peki, bütün bu teknik moderniteler bizi nasıl etkiliyor? Buluşup karşılıklı konuşmak yerine bu işi cep telefonuyla yapan kişi karşısındakinin vücut dili ve yüz ifadesini görme olanağını kaçırıyor. Mesajlar, chat konuşmaları ve mail göndermeler de telefon konuşmalarının yerini alınca insani iletişimin bir boyutu daha kayboluyor: karşılıklı olarak ses tonunu duymaktan, düzgün cümle kurma yetisini, gülümsemeleri, iç çekişleri görmekten yoksun kalıyoruz.

Skype ve Facetime gibi “server” ler internet yoluyla iletişimdeki ses ve görüntü eksikliğini gidermeye çalışıyorlar ama, verdikleri hizmet duyulan sinir bozukluğunu daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyor. Skype konuşulan kişiyle sıcak bir ortam yaratmak yerine yalnızca insanı teşhir edici bir fonksiyon görüyor. Madeni bir ses ve kötü bir görüntü de cabası.

Mesaj “atma”, facebook ve “chatt”lama, gerçekte şiddetli gereksinme duyduğumuz insani ilişkilerin yerini almış durumda. Bu konuda yapılan bir başka araştırmaya göre, her dört kişiden biri, hayatlarını online’a aktarmakla meşgul oldukları için kimi önemli anlara ve olaylara şahit olma şansını  kaçırmaktadır.

McCan Worldgroup’un 2011’de yaptığı bir araştırmaya göre ise 16-22 yaş grubu arasındaki gençlerin %53’ü, facebook, twitter ve instagram gibi sosyal medya araçlarından mahrum kalmaktansa koku alma duyularını kurban etmeye hazır oldukarını söylemişlerdir.

Psikiatr Edward Hallowell’in Harvard Business Review’de yazdığına göre cep telefonları insanı hasta yapıyor. Aşırı smartphono kullanımı, ADT’ye (attention deficit trait) yani, çalışma gücünü olumsuz etkileyen konsantrasyon zorluğuna yol açmaktadır.

Yeni bir vecizeye ne dersiniz: interneti az, cebi öz kullan!

Bu yazı Toplum kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.