Toni Hocanın Anısına

kricka_KennethJohansson_2382-4

Av bir erdem, ciddi bir hayat deneyimidir.

Günbatımında bir göl kenarında ördek avlamak, sonbahar renklerine bürünen tepelerde kuş arayan köpeğin hareketlerini izlemek, ayaklar altında halı gibi uzanan yosunlar içinde bata kalka geyik izlerini sürmek, yeni yağmış karda tavşan avı…

Bütün bunlar çoğu avcının ortak mutluluk anlarındandır.

Yaban hayatını korumak, köpek eğitimi, atıcılık antremanı ve av etlerini doğadan tencereye gelene kadar itina ile hazırlayıp lezzetli yemeklere dönüştürmek yaşayarak algıladığımız tecrübelerdir.

Ayrıca, yaban hayvanlarının trafikte nasıl bir risk oluşturdukarını ve ormanlık ve ekili alanlara ne kadar zarar verdiklerini de düşünürsek, günümüzde ava ve doğaya uzak bir o kadar da insan olduğunu görürüz.

Avcılığın özüne uzanmak için birkaç adım atalım:

-İnsanlar yeryüzünde var olduğu günden beri zamanlarının en uzun bölümünü avlanarak geçirmişler. Yaşamın doğal bir parçasıdır bu. Köklerimiz oralarda…

-Doğal zenginliklerden akıllıca yararlanmak ve doğanın ürettiğinden, sunacağından fazlasına göz dikmeden bize verdiklerine sahip çıkıp iyi kullanmaktır av.

-Avcılık deneyiminin en önemli parçası etik kurallara göre yapılan avdır. Bunun tersine davranışlar, tabiatın şartlarını zorlamıştır hep.

-Av hayvanları, fabrikalardan, antibiyotik ve sunni yemlerden uzak yaşadıkları için oldukça sağlıklıdır.

-Birlikte avlanmak, balık tutmak, değerli dostluklar ve sosyal ilişki demektir. Av camiasında insanlar, NASIL iyi birer avcı oldukları ile değerlendirilir, sosyal statü ya da mal-mülk ile değil…

-Avda en sadık dostumuz av köpeğidir. Bu tutkunun keyifli tarafı ise köpeği yetiştirme, eğitme ve merada av fırsatı yaratmaya çalışırken duyulan mutluluktur.

Bütün bunları yaparken köpekle aranızda oluşan iletişimin, harmoninin reçetesini bulan da henüz yok!

Bu yazı A'nın gözüyle, Av kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.